“Doğal” kelimesi en büyük sorunlarımızdan biri artık. Küçükken yüzüne bakmadığımız şeyleri mumla arar olduk. O zamanlar büyük marketler, hazır gıdalar zor ulaştığımız güzelliklerdi(!). Köye gitmeyi, henüz sağılmış sütü içmeyi, kümesten yeni alınmış yumurtayı yemeyi pek istemezdik. Şimdiyse tam tersi, ulaşmak istediklerimiz bir zamanlar yüzüne bakmadıklarımız oldu. Doğal ve organik konusuna girersek işin içinden çıkamayız bence. […]
Bir yeri işleten kişi Hataylı olunca istemeden bir sıcaklık hissediyorum oraya karşı:). Gideyim, göreyim, sohbet edeyim istiyorum. Marmelat Pera’nın sahibi Hasan Bey de Hataylı işte:). Hala doktorluk mesleğini sürdürse de babasından gelen yeteneğiyle burayı açmış. Bu yetenek de sık rastlanılan bir şey değil aman ha.
Gezi İstanbul’un daha önce Taksim şubesini denemiş ve denediğim her lezzeti beğenmiştim. Kahvaltısı içinse Göktürk Gezi İstanbul’a doğru yollara düştük. Evet bu kahvaltı uğruna İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna gittimJ. Pişman mıyım? Tabi ki de hayır, yine çok güzel bir gün geçirmiş oldum.
İstanbul’da mahalle ruhunun hala yaşadığı bir semttir Moda. Her geçen gün daha da popüler olması beni üzüyor aslında. Ne zaman gitsem yeni bir kafe yeni bir barla karşılaşıyorum. Takip edemez oldum. Kalabalıktan dolayı, istediğim hiçbir mekanda da rahat rahat yer bulamıyorum. Çok dertliyim bu konuda anlayacağınız:).
Ev ya da geometrik şekil olarak daire değil yanlış anlaşılma olmasın:). Bize dair bir şeyler bulabileceğimiz yer anlamında. O rahat koltukları, içeri girer girmez burnunuza gelen fırın kokularıyla ben kendime dair şeyler buldum. Bakalım siz kendinizden neler bulacaksınız burada.
Hataylı olsun olmasın, bizim yemeklerimizi sevmeyen birini duymadım daha. Çok kültürlü yapısı sayesinde kazandığı farklı farklı yemeklerle herkesi bir köşeden yakalıyor. İstanbul’da Hatay restoranlarına gitmiyorum sözümü bozmama neden olan bir diğer yer burası işte. Sahibi Barış Deveci’nin samimiyeti de bunda ilk etken tabi. 1985 yılından beri Aksaray’da Akdeniz Hatay Sofrası adıyla herkesin çok sevdiği bir […]
Yabancı filmlerde görüp özendiğim şeylerden biri de food truck’lardır. Gökdelenlerde çalışan beyaz yakalılar ya da turistler birbirinden güzel yemekler ve tatlılar için kuyruğa girerler. Biz de bunun sadece dürüm truck versiyonunu görürdük maalesef:(. Neyse ki Olcay Bey bu konsepte el attı, hem de en sevdiğimiz yiyecek olan krep ve pankeklerle.
Bir Hataylı olarak İstanbul’da Hatay restoranlarına gitmiyordum. Zaten o lezzetlerle büyüdüm, kendi evimde her daim o yemekler pişiyor niye gideyim dimi:). Bir de gerçekten Hatay mutfağı mı, ya beğenmezsem diye düşündüm hep. Ama arkadaşlarımdan bazıları bu konudaki yorumlarımı merak edince dayanamadım ve gitmeye başladım:).
Zekiye, Didem, Gürsoy, Okan ve daha niceleri.. Size ilk başta karşılıksız sevgiyi öğretecekler. Saflığı, masumiyeti, mutluluğu ve iyi olan her duyguyu hissettirecekler. Bu kafeye adım atar atmaz işte bunları yaşayacaksınız, hazır olun. Daha dışarıda Gürsoy karşıladı bizi, ev sahibi edasıyla gülümseyerek :), Zekiye de içeride. Biz gelmeden masalar hazırlanmış, kahvaltılıklar dizilmiş; her yer rengarenk. Didem […]