Type to search

Türkiye

Tarih Kokan Şehir, BURSA

Paylaş

Bir arabaya sahip olmayışımızın verdiği üşengeçlikle çok yakınımızdaki güzellikleri bile göremiyoruz :). Bursa gezisi de bunlardan biri. Tabi bir gün kesinlikle yetmiyor. Özellikle Trilye, Cumalıkızık, Gölyazı gibi yerler için.

IMG_0092-001

Kabataş’tan 25 TL ücretiyle Budo bileti alıp 1,5 saatte Mudanya’ya vardık. Bursa şehir merkezine gitmek için iki otobüs iskelenin önünde bekliyor. Bir tanesi normal halk otobüsü, diğeri özel gibi. Sarı renkte olan bu araçta kişi başı ücreti 6 TL imiş. Bukart alıp doldurtup halk otobüsüne bindik, ücretler İstanbul ile hemen hemen aynı. Ama feribottan iner inmez acele edin, sadece bir tane kart satış yeri var ve kuyruk oluyor :). Bu araç metroya kadar gidiyor, metroya binince de çok rahat merkezi yerlere gidebiliyorsunuz. Biz Şehreküstü’nde (metroda nerede inebiliriz diye güvenlik görevlisine sordum ve bu kelimeyi anlamam baya uzun sürdü 🙂 inip ilk durak olarak Ulu Cami’den başladık gezimize. Edirne insanını cana yakınlığından dolayı çok sevmiştim, Bursalılar da aynen öyle. Kime ne sorsak içtenlikle cevap verdi :).

IMG_0067

Metrodan inip az bir yürümeyle Ulu Cami’ye vardık. Bayramda gittiğimiz için çoğu yer ya kapalı ya da yeni açılıyordu.

Ulu Cami, Yıldırım Bayezid tarafından 1396-1399 yılları arasında yaptırılmıştır. Evliya Çelebi tarafından “Bursa’nın Ayasofya’sı” olarak ifade edilmiştir. Namaz kılma alanı bakımından Türk tarihinde yaptırılan en büyük camidir. Tarihi minberi üzerine gezegenlerin büyüklük oranları ve yörüngelerinin gerçek oranlarla örtüşeceği şekilde güneş ve galaksi sistemi işlenmiş. Restorasyondan sonra yapıldığı belli olan bazı resimler vardı ve gerçekten kötüydü. Her tarihi eser gibi bu camiyi de kötü bir şekilde restore etmişler malesef.

IMG_0071

IMG_0072

Ulu Cami’den çıktığımızda saat 11.30’u geçiyordu. Kebapçı İskender Oğlu Cevat önünde kuyruk olmadan gidelim dedik :). Ben burayı Yeşil Bursa’nın ünlü mavi tentesi olarak tanımlıyorum. Tayyare Kültür Merkezinin hemen yanında, Koza Han’a da çok yakın. Gittiğimizde içerideki masalar dolmuştu bile :). Dışarıda sabırsızlıkla 5 dakika civarı bekledikten sonra içeri alındık. Siparişleri verdikten sonra dört gözle beklemeye başladık. Methini çok duyduğumuz bu iskender bakalım nasıldı. Bir de iskender çok sevmem ama heyecanımı görün:). Gerçekten burada çok çok başkaydı, neden başka yerlerde yemediğimi  çok iyi anladım :D. Etin sırrı kıvırcık kuzu etinden olmasıymış ama etin en güzel yerlerinin özenle karıştırıldığı belli. En çok rahatsız olduğum etin altındaki yağlar yoktu bile. Bir de bu ete güzel pideler, harika bir sos ve tereyağı da eklenince kendinizi kaybediyorsunuz :). Porsiyon fiyatı İstanbul ile yarışır, 25 TL. Eşime zor engel oldum bir porsiyon daha yiyebilirdi sanırım. Öğleden sonra bir kez daha önünden geçtik ve kuyruk inanılmazdı.

IMG_0077

IMG_0084

IMG_0075

IMG_0076

Midemiz ve ruhumuz şenlendikten sonra Koza Han’da bir çay içelim dedik. Kebapçı İskender ve Ulu Cami arasında burası. Zaten Bursa’daki çoğu tarihi yeri yürüyerek gezmek mümkün. Ama çok fazla yer olduğunu bilin, her adımda kahverengi bir tabela, neler varmış neler. Bir gün içinde sadece en ünlüleri gezilebiliyor. Eskiden ipek böceği kozalarının satışının yapıldığı bu handa şimdi çok sayıda ipek vb. eşarplar, şallar satan dükkanlar; avlusuna bakan kısımda ise çay, kahve içebileceğiniz kafeler mevcut. Görece sakin olduğu bir saatinde huzur bulmak için ideal yerlerden.

IMG_0087

IMG_0085

IMG_0086

Bir sonraki durak Orhan ve Osman Gazi türbeleri. Tophane parkında karşılıklı yaptırılmış türbeler. Tramvay caddesinden o tarafa doğru çıkan merdivenler var ve bizim şansımıza yürüyen merdiven bozuktu :). Sıcakla ve güneşle boğuşurcasına zorla çıktık yukarı. Tophane’ye gelince ise püfür püfür esiyordu, güneşe karşı olan asabiyetimiz bir nebze azaldı orada :D. Yüksek bir konumda olduğu için Bursa’nın çoğu yerini görebiliyorsunuz.

804596_1475165986119270_1573365250_n

Tophane’den çıkınca bari gelmişken pideli köfteyi de tadalım dedik. Hemen yakınımızdaki Küçük Saray’a girdik. Tabi hala aç olmadığımız için bir porsiyon söyleyip paylaştık eşimle :). Bu köfteyi de çok beğendik; köftesi lezzetli, sos yine harikaydı. İstanbul’daki çoğu yerin bu sosu öğrenmesi lazım. Köfteden sonra dayanamayıp sütlü kadayıf da istedik, yine bir porsiyonu paylaşarak. Çok hafif bir tatlıydı ama içine fındık, fıstık veya ceviz konulsa daha lezzetli olabilirdi. İskendere nazaran burası daha uygun fiyatlıydı, 15-16 TL civarı.

IMG_0096

IMG_0094

IMG_0095

Bu kadar et yiyince Yeşil Cami’ye yürümek kaçınılmazdı. 1422 yılında yapımı tamamlanan iki katlı bu caminin üst katında, Osmanlı döneminde ilk kez burada görülen Hünkar Mahfili yer almış. İçerisindeki çinilere hayran olacaksınız.

IMG_0090

Buradan dönüşte Setbaşı Mahvel Kahvehanesi’nde oturalım dedik. 1800’lü yıllarda Vorpahram Gazinosu olarak işletilen bu tarihi yapı Kurtuluş Savaşı zamanlarında Cumhuriyet Aile Çay Bahçesi adını almış. Türk Ocağı’nın Bursa’daki kuruluş binası olarak hizmet vermiş. Belirli dönemlerde okul ve halkevi olarak da kullanılmış. Restore edilen bu yer şimdilerde Burfaş tarafından işletilmekte. Üst bahçe kısmı normal belediyelerin işlettiği kafeler gibiydi. İç kısım daha güzeldi, bir nebze o tarihi dokuyu hissedebiliyordunuz. Alttaki Derebahçe kısmı ise kapalıydı, en çok oturmak istediğimiz yer olmasına rağmen. İşletmenin kalitesini düşük bulduk. Hatta sipariş verip dakikalarca gelmeyince kalkmak zorunda kaldık.

IMG_0074

Napalım napalım derken bari Mudanya’ya dönelim orada gezilecek bir yerler bulur feribot saatimizi bekleriz dedik. Tekrar metroya binip otobüsün olduğu durağa gittik. Otobüs 10 dakikada bir vardı ama her daim kalabalıktı, çok sayıda Suriyeli ve Arap turist vardı. Mudanya’ya gidince gezecek hiçbir yer bulamadık, Trilye tarafına doğru araç trafiği de artmıştı. Köfteci Ceylan Usta’ya oturup İnegöl köfte yedik. Bu köftenin tadını beğenmedik, hele ki diğer yediklerimize göre çok çok sıradandı. Bir daha ki gidişimizde İnegöl köfteyi meşhur Çiçek Izgara’da deneyeceğiz.

Mudanya sahil düzenleme çalışmaları da olduğundan hiç keyif alamadık. 2 TL karşılığında biletlerimizi önceki feribota aldırıp İstanbul’a döndük.

Bursa’yı, canayakın insanlarını, iskenderini 🙂 çok sevdik. En kısa zamanda tekrar gidip, ilçeleriyle birlikte gezmek dileğiyle ;).

Etiketler:

Beğenebilirsiniz

3 Yorumlar

  1. gezgin genetikci 18 Mayıs 2016

    harika bir yazı olmuş, yeşil Bursam ile ilgili şu yazıyı da belki okumak istersiniz gezimanya.com/turkiye/bursa-gezilecek-yerler

    Cevapla
    1. gezengenc 23 Mayıs 2016

      teşekkürler:)

      Cevapla

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *