Type to search

Türkiye

Rumların Kokulu Adası Cunda

Paylaş

Kurban Bayramı tatilini fırsat bilip rotamızı Cunda-Ayvalık tarafına çevirdik. Hem doğa, hem deniz hem de tarihle iç içe yerler olunca hayran olmamak imkansızdı. Giderken nasıl heyecanlıysak oraları gezerken heyecanımız daha da arttı. Benim küçüklükten beri tarihi yapılara karşı bir ilgim vardır zaten. İskenderun-Antakya yolundaki Bakras Kalesi’ni, İskenderun-Adana yolundaki Toprakkale’yi her geçişimizde ilgiyle izlerdim. Nitekim Cunda’da yaşama isteğim boşuna değil:).

Cunda Alibey Adası

Cunda Adası Ayvalık’a bağlı. Ayvalık koyunda bulunan yaklaşık yirmi adadan yerleşime açık olan tek yer. Alibey Adası olarak da bilinir. Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü ile Ayvalık’a kara bağlantısı sağlanmış.

Gitmeden birkaç gün önce kalacağımız yeri ayarladık. Bayram tatili de olunca fiyatlar biraz artmıştı. 150 yıllık bir taş konağın restore edilmesiyle otel haline getirilen Son Vapur Kuleli Konuk Evi’ni tercih ettik. Tarihi Cumhuriyet Fırını’nın az yukarısında olunca her yere çok yakındık.  3 kişilik oda biraz ufak olsa da güzeldi. Sadece alt katta olmamız biraz kötü oldu. Çünkü otele ait fotoğraflık bir alan bizim pencerelerin tam altındaydı ve gecenin bir yarısı fotoğraf çekilmek için duran düşüncesiz insanların gürültülerine maruz kaldık.

Cunda Son Vapur Kuleli Konuk Evi

Cunda Son Vapur Kuleli Konuk Evi

Son Vapur Kuleli Konuk Evi

İşte bizi sürekli uyandırmalarına sebep olan dekor:)

Otelin kahvaltısını çok beğendik. Özellikle pişi olması bizi havalara uçurdu diyebilirim:).

Cunda Son Vapur Kuleli Konuk Evi

Cunda Son Vapur Kuleli Konuk Evi

Kardeşim ve eşim tatile uyumak için gelmiş gibiydiler:). Sürüklemesem bir yere çıkacakları yoktu. Denize girmeye bile ikna edemedim, bir gün girip yanmaya değmez dediler:D. Yani dört gün kafa dinlemelik bir tatil oldu bizim için. Tabi bayram tatili olduğundan Cunda çok kalabalıktı. Sakin bir zamanda gidip tadını çıkarmak eminim daha güzel olacaktır. Çünkü ben son iki gün sabah erkenden kalkıp sahilde yürüdüm ve Cunda ruhunu daha iyi yaşadım. Otele dönmeye yakın, etraf daha sakinken Taş Kahve’de çayımı-kahvemi yudumlayarak denizi seyre daldım. Şuan orada olmak için neler vermezdim:).

Taş Kahve Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Çoğunlukla tarihi sokakları gezdik. Eski evlerin çoğu restore edilmiş. Kimisinin ise sadece duvarı kalmış. İnsan bu halde görünce üzülmeden edemiyor. Keşke Rumlar hiç gitmeseydi, keşke bu tarz kötü olaylar hiç yaşanmasaydı her şey çok daha farklı olabilirdi..

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Zaten dolanırken Necdet Kent Kitaplığı ve Taksiyarhis Kilisesi (Rahmi M. Koç Müzesi)’ne denk geliyorsunuz. Kitaplık, değirmenlerin ve kilisenin restore edilmesiyle oluşturulmuş. Oturup manzaraya karşı bir çay içerek soluklanma köşesi sanki. Kiliseyi ise sarı rengiyle hemen ayırt edebilirsiniz. İçerisinde teneke oyuncaklar, buharlı modeller, bebek arabaları, zaman ölçüm aletleri gibi geçmişte kullanılmış bir çok eşya mevcut. Pazartesi günleri kapalı, giriş 4 TL.

Necdet Kent Kitaplığı Cunda Alibey Adası

Necdet Kent Kitaplığı

Necdet Kent Kitaplığı Cunda Alibey Adası

Necdet Kent Kitaplığı

Taksiyarhis Kilisesi Cunda Alibey Adası

Taksiyarhis Kilisesi

Taksiyarhis Kilisesi Cunda Alibey Adası

Taksiyarhis Kilisesi

Görülmesi gereken evlerden biri de şuan harap halde olsa da sahilin sonlarında yer alan Despot Evi.

Despot Evi Cunda Alibey Adası

Despot Evi

Nerede kalınır?

En çok tercih edilen oteller;

Florina House, Mola Cunda, Moshinos Otel, Nisi Butik Otel, Ortunç, Siyah Lale, Otel Sobe, Taş Konak, Yundantik Cunda Konakları, Son Vapur Kuleli Konuk Evi..

Nerede yenir?

Adada çoğu yer meşhur, ama yorumlara bakarsanız hepsi için kötü yorumlar da mevcut. Çoğunun fiyatları yüksek. İçinize hangisi siniyorsa veya parayı gözden çıkardıysanız onları tercih edin:) . Biz Cunda’da yaşayan Ömer amcayla tanıştık ve onun tavsiyelerine uyduk. Ev yemeği için Adamis’i tercih ettik. Bol bol Saltık yoğurdu yedik. Cunda’da çoğu restoranda lor tatlısı görürsünüz. Çok basit olan bu tatlıyı Saltık’tan aldığınız lorun üzerine reçel ekleyerek kendiniz hazırlayabilirsiniz. 15.00’da çıkarılan lor 16.00 olmadan bitiyor maalesef:).

Adamis Cunda Alibey Adası

Kabak çiçeği dolması yemeden olmaz:)

Saltık Cunda Alibey Adası

Çok güzel bir yoğurttu:)

Nesos Restaurant’ın böreklerini merak edip gittik ama kalmamıştı, Ada’nın meşhur balığı papalinayı orada yedik.

Cunda Öz Balık Evi’nde rakı-balık-Ayvalık ritüeline uyduk:). Diğer restoranlara göre oldukça uygundu.

Cunda Öz Balık Evi Cunda Alibey Adası

Cunda Öz Balık Evi

Karadeniz Pastanesi’nin lor tatlısı çok güzel, eve dönerken sakızlı kurabiyelerden almadan edemedim.

Karadeniz Pastanesi Cunda Alibey Adası

Taş Kahve’de çay veya kahve içmeden olmaz tabi.

Taş Kahve Cunda Alibey Adası

Taş Kahve Cunda Alibey Adası

Taş Kahve Cunda Alibey Adası

Taş Kahve’de dibek kahvesi

Taş Kahve Cunda Alibey Adası

Vino’da da bir gece geçirmek lazım.

Vino Şarap Evi Cunda Alibey Adası

Lokma İmparatoru’nda lokma yemeden ve nasıl hızlı yaptıklarını izlemeden de dönmemeli. Dondurmasını beğenmedim  ama tavsiye etmem.

Lokma İmparatoru Cunda Alibey Adası

Lokma İmparatoru Cunda Alibey Adası

En çok bilinen diğer restoranlar ise şöyle;

Ayna, Bay Nihat, Boncuk, Meze Dünyası, Moshos Taverna, Nesos, Cookpoint, Pizza Uno..

Zeytinyağı nereden alınır?

Ben Has Ada Zeytincilik, Evliyâzâde ve cumartesi pazarında bir tezgahtan aldım. En çok Evliyâzâde’yi beğendim.

Has Ada Cunda Alibey Adası

Ringo ringo şişeler:)

Hediyelik eşya veya hatıra tercihi ne olmalıdır?

Aslında bu tür tatil bölgelerinde seçenek çok fazla. Ben artık kalıcı şeyler almaktan yanayım. Son zamanlarda eski kahve fincanlarına merak saldığım için aldığım şeyler bunlar oldu. Ayvalık’ta Antikacılar Çarşısı’ndan ve Cunda’da da bir antikacıdan fincanlar aldım. Aslında bankamatiklere yakın bir dükkan var, içerisinde de harika fincanlar vardı ama fiyat olarak hiç yardımcı olmadı:).

Denize nerede girilir?

Ada Camping, Basel, Cundavilla, Güneş, Hayal Evi, Ortunç, Sobe gibi plajları tercih edebilirsiniz. Ama bunların ücreti yüksek ona göre. Orada yaşayanlara sorarsanız size uygun fiyatlı yerleri önerirler. Genelde Pateriça Koyu taraflarında denize giriliyor zaten. Yaklaşık 2 saat uzaklıkta bulunan Dikili Bademli Köyü de görülmeye değer.

Bir günümüzü Ayvalık’a ayırdık. Cunda’dan dolmuş ya da motorlara binerek ulaşabilirsiniz. Biz gidişte dolmuş, dönüşte motor kullanarak deniz üzerinden de görmek istedik. Ayvalık’ta da eski Rum evleri görmek mümkün.

Ayvalık

Ayvalık

Etrafı biraz keşfettikten sonra Tostçular Çarşısı’ndaki Mesut Büfe’de Ayvalık Tostu yedik. Ben İzmir’den aşinayım ama pek sevmiyorum, belki burada farklıdır diye denedim ama yine aynıydı. Kalitesiz malzemelerle yapılan karışık bir tost işte. Sadece peynir ve domatesli yemek daha mantıklı sanırım:).

Ayvalık Tostu

Ayvalık

Midye dolması yemeden duramadık:)

Şeytanın Kahvesi’nde oturup meşhur koruk suyundan içtik. Eskiden koruk çok yediğim için sevdiğim bir içecek oldu. Fiyat olarak da çok uygundu, 2 TL idi sanırım.

Şeytanın Kahvesi Ayvalık

Güler Tatlıhanesi’nde sakızlı dondurma yedik ve çok beğendik. Diğer ünlü pastane ise İmren.

Güler Tatlıhanesi Ayvalık

Lor Tatlısı Ayvalık

Gün batışını izlemek üzere Şeytan Sofrası’na doğru yol aldık. Kalabalık, daha yolda başlıyordu. Tepeye çıkınca da mahşer yeri gibiydi. Güneş batmaya başladıkça daha da arttı. Ama manzara gerçekten inanılmazdı. Sözde şeytanın ayak izini göremedim o ayrı konu:). Sarımsaklı Plajı’nda denize giremeden de döndük işte:D. Badavut’un da denizi mükemmel diyorlar aklınızda bulunsun.

Şeytan Sofrası Ayvalık

Şeytan Sofrası Ayvalık

Yeni restore edilmeye başlanan Küçükköy’ü de görmeyi çok isterdim fakat fazla zamanımız yoktu. Bir daha ki gidişimizde inşallah diye ümit ediyorum bakalım:).

Bir günü ise Assos Behramkale’de geçirdik. Oraya giden yol acayip kötü, midem açısından hiç iyi bir gün geçirmedim. Önce Athena Tapınağı’nı gezdik ama görecek pek bir şey zaten yoktu. Bir de giriş ücretli. Ama o kalıntıların alt kısmında tiyatro kısmı var ve oraya herkes girebiliyor, ücret alınmıyor böyle de ilginç bir ülkeyiz işte:). Sahil kesimini ve antik limanda dolaşmayı da çok istedik fakat sinir harbinden başka bir şey yaşamadık. Restoran çalışanları dışarıdan gelen insanları içeri sürüklüyor ama yollar dar ve geri dönmek bir hayli zor. Yarım saatten fazla uğraştık oradan çıkabilmek için. Tabi bu süreçte pek bir şey göremedik:(.

Athena Tapınağı Assos Behramkale

Susurluk’tan geçip de tost-ayran yapmadan olmaz sanırım:). Giderken Yasa’da, dönerken ise Yörsan’da yedik. Yasa’yı daha çok beğendik. Lezzet, kalite, fiyat ve ortam açısından Yörsan’dan kat be kat üstündü. Yörsan’da listeyi iyi okuyun, bizim gibi Mihaliç peynirli olmayanını seçmeyin:). Mekan olarak da karmaşa ve pislik içinde. O yüzden kesinlikle önermiyorum.

Yasa Susurluk

Yasa tostu

Yörsan Susurluk

Yörsan tostu, karar sizin:)

Kalbimin bir parçasını Cunda’da bıkarak zorunlu döndüm işte:(. Her gittiğim yerde böyle olursam İstanbul’da yaşamaya daha fazla gücüm kalmayacak sanırım:).

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Cunda Alibey Adası

Etiketler:

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.