En İyi Yunan Adaları
Paylaş
Yunanistan’ın En Güzel 12 Adası
Yunan adaları, Ege ve Akdeniz’in eşsiz güzellikleriyle dünyanın en gözde tatil rotalarından biri hâline geldi. Günümüzde dünyanın dört bir yanında seyahat etmek her zamankinden kolay olsa da Yunan adalarının haritasını elinize alıp daha önce hiç duymadığınız bir ada keşfetmenin ve kendinizi ilk feribota atıp oraya doğru yola çıkmanın heyecanı hâlâ bambaşka.
Homeros’un destanlarına konu olan ve zamansız güzellikleriyle büyüleyen bu adalar, hayal gücümüzü harekete geçirme ve macera duygusunu tetikleme gücünü hiçbir zaman kaybetmedi. Uçaktan ya da tekneden iner inmez, sıcak havanın etkisiyle günlük hayatın stresi bir anda geride kalır. Hayat yavaşlar. Geriye yalnızca iki saatlik öğle yemeği için hangi tavernayı seçeceğiniz ve deniz kenarında kum mu yoksa çakıl taşları mı tercih edeceğiniz gibi güzel kararlar kalır.
Her ne kadar insanın tek yapmak istediği telefonunu kapatıp hiçbir şey yapmadan dinlenmek olsa da bu adaların her biri kendine özgü karakteriyle keşfedilmeyi bekler. Venedik kaleleri, volkan tırmanışları, yüksek dağların zirvelerine kurulmuş ikonalarla dolu manastırlar ve antik çağlardan beri aynı yöntemlerle şarap üreten üzüm bağları sizi şezlongunuzdan kaldıracak pek çok neden sunar.
Zeytin ağaçlarıyla kaplı yemyeşil İyon Adaları’ndan şık ve bembeyaz Kiklad Adaları’na kadar, Yunanistan’da keşfetmeyi en sevdiğimiz adalardan bazılarını sizler için derledik.
Gezilecek En İyi Yunan Adaları
İşte listeye aldığımız Yunan adaları arasında macera, tarih ve huzur arayan her gezgin için doğru duraklar:
1. İKARYA
Uzak ve keşfedilmemiş yerleri sevenler için
İkarya’ya ulaşmak biraz çaba gerektirir. Doğu Ege Denizi’nde yer alan bu olağanüstü ada, vahşi ve doğal karakterini büyük ölçüde korumuştur. Zorlu dağları, derin geçitleri, sık ormanları ve turizm açısından henüz fazla keşfedilmemiş yapısıyla İkarya’nın kendine özgü bir görünümü ve kültürü vardır.
Ada aynı zamanda mitlerle de iç içedir. Homeros’un anlatılarında şarabı seven tanrı Dionysos’un burada doğduğu söylenir. Yunan mitolojisindeki İkarus’un da güneşe fazla yaklaştığı, kanatlarının eridiği, denize düşüp hayatını kaybettiği yerin yakınlarında bulunan kayalıkları ziyaret edebilirsiniz.
İkarya’da ulaşım altyapısı oldukça sınırlı olduğundan adayı keşfetmek için kendi aracınıza sahip olmanız büyük avantaj sağlar. Dar yollardan ilerleyerek bembeyaz çakıl taşlarıyla kaplı ve masmavi sularıyla büyüleyen Seyşeller Plajı’nı, üzüm bağlarının arasındaki tepelerde yer alan aile işletmesi Afianes Şaraphanesi’ni ve kükürt bakımından zengin Therma kaplıcalarını keşfedebilirsiniz.
Yüzyıllar boyunca ada halkı korsan saldırılarından korunmak için dev kayaların içine inşa edilmiş evlerde saklanmıştır. Bu eski yapıları, granit tepelerin arasından geçen ve büyük kayalarla çevrili eski patikaları takip ederek görebilirsiniz.
Bu zorlu yürüyüşlerin yanı sıra otlar ve doğal ürünler açısından zengin beslenme alışkanlıklarının da İkarya halkının olağanüstü uzun yaşam süresine katkıda bulunduğu düşünülüyor. Ada, dünyanın beş “Mavi Bölgesi”nden biri olarak kabul ediliyor.
Seyahat ipucu: İkarya aceleyle gezilecek bir ada değil. Adanın gerçek atmosferini hissedebilmek için en az iki hafta ayırmanız iyi olacaktır. Dodekanisos Seaways feribotları Kos ile Agios Kirikos arasında haftada iki kez sefer düzenliyor. Yolculuk yaklaşık 3 saat 30 dakika sürüyor ve güzergâh üzerinde başka adalarda da duruyor.
2. ALONİSOS
Sualtı maceralarını sevenler için
Mamma Mia! filmiyle ünlenen Skopelos’un hemen yanında yer alan Alonisos, Kuzey Sporat Adaları’nın daha sakin adalarından biri. Burada Abba şarkıları çalan kalabalık tekneler yerine ağustos böceklerinin sesi ve çam ormanlarıyla çevrili, kayalık koylara vuran Ege Denizi’nin huzur veren dalga sesleri hâkim.
Adanın gerçek ruhunu keşfetmek için yürüyerek, tekneyle veya motosikletle dolaşabilirsiniz. Zamanın adeta durduğu köyler, ikonalarla süslü küçük şapeller, üzüm bağları, zeytinlikler ve meyve bahçeleri adanın dört bir yanına yayılmış durumda.
Yüksek sezonu tercih etmezseniz eski başkent Hora’nın bembeyaz evleri ve begonvillerle süslenmiş dar sokaklarında çok daha sakin bir atmosferin tadını çıkarabilirsiniz. Yol kenarındaki küçük kafelerde oturup adanın yavaş akan hayatını izlemek de başlı başına güzel bir deneyim.
Alonisos’un en büyük avantajlarından biri ise Milli Deniz Parkı. Avrupa’nın en büyük deniz parklarından biri olan bu bölge; deniz kaplumbağalarına, yunuslara ve nadir görülen Akdeniz foklarına ev sahipliği yapıyor.
Ayrıca Peristera Sualtı Müzesi’nde dalış yaparak Klasik Dönem’e ait bir batığın bulunduğu su altı alanını keşfedebilirsiniz.
Seyahat ipucu: Alonisos’a ulaşmak oldukça kolay. Skiathos’tan feribotla yaklaşık 1,5 saatte adaya ulaşabilirsiniz.
3. GİRİT
Vahşi kanyonlar ve Minos uygarlığının izlerini keşfetmek isteyenler için

Listenin en büyük adası olan Girit, adeta Yunanistan’ın küçük bir özeti. Kuzey Afrika kıyılarına Atina’dan daha yakın olan bu ada, Yunanistan’ın sunduğu neredeyse her şeyi bir arada barındırıyor.
Muhteşem koylar ve gizli plajlar, yürüyüş yapabileceğiniz derin ve vahşi vadiler, sizi Tunç Çağı’na götüren etkileyici Minos kalıntıları ve Yunanistan’ın en güzel şehirleri arasında gösterilebilecek canlı kentler ile liman kasabaları burada sizi bekliyor.
Plaj mı arıyorsunuz? Kourtaliotiko Boğazı’nın denize ulaştığı noktada bulunan Preveli Plajı’nı, palmiye ağaçlarıyla çevrili geniş altın renkli kumsalı ve mücevher gibi turkuaz sularıyla Vai’yi ve pembe tonlarındaki kumları, alçak kum tepeleri ve turkuaz deniziyle Elafonisi’yi mutlaka görün.
Girit’in doğal güzellikleri arasında, Roma döneminden Minos dönemine kadar tapınma amacıyla kullanılan ve mitolojiye göre Zeus’un doğduğu Dikteon Mağarası da bulunuyor. Sarkıtlarla kaplı mağara, doğa ve mitolojiyi bir arada yaşamak isteyenler için etkileyici bir durak.
Bir diğer önemli doğa harikası ise adanın Beyaz Dağları arasından geçen Samaria Kanyonu. Yüksek ve sarp kayalıkların arasında uzanan kanyon, özellikle doğa yürüyüşü sevenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Doğa gezilerini tarihî duraklarla birleştirmek isteyenler için Knossos Sarayı mutlaka görülmeli. Minos Girit’inin görkemli başkenti olan Knossos, binlerce yıllık geçmişe ışık tutuyor.
Rethymno ise yıldız biçimli Venedik kalesi Fortezza ile dikkat çekiyor. Heraklion Arkeoloji Müzesi yaklaşık 5500 yıllık tarihe uzanan eserleriyle önemli bir kültür durağı. Hanya ise pastel renkli binaları, dar sokakları ve Venedik döneminden kalma limanıyla adanın en güzel şehirlerinden biri.
Seyahat ipucu: Girit tek bir seyahatte tamamen keşfedilemeyecek kadar büyük. Bu nedenle konaklama bölgenizi dikkatli seçin. Adada iki ana havalimanı bulunuyor: Kandiye ve Hanya. Yaz ayları uzun ve oldukça sıcak geçiyor. Bu nedenle adayı keşfetmek için ilkbahar sonu veya sonbahar ayları daha uygun olabilir.
4. NİSİROS
Kalabalıklardan uzak volkan keşifleri için

Santorini bütün ilgiyi üzerine çekiyor olabilir. Ancak Nisiros da kalabalıklar olmadan benzer ölçüde etkileyici, volkanik bir güzelliğe sahip.
On İki Ada grubunda yer alan bu küçük ada, merkezindeki aktif volkanı ve Ay yüzeyini andıran manzaralarıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 150 bin yıl önce Ege Denizi’nden yükselen ada, bugün de volkanik geçmişinin izlerini taşıyor. Efsaneye göre kalderadaki tıslayan gaz çıkışları, öfkeli bir devin homurdanmasından kaynaklanıyor.
Ada, turizmin henüz kitlesel hâle gelmediği Yunanistan’ın sakin atmosferini yaşamak isteyenler için harika bir seçenek. Günler burada yavaş akıyor. Uçurumların üzerinde kurulmuş, bembeyaz köylerde dolaşabilir; mavi kubbeli kiliseleri ziyaret edebilirsiniz.
Zeytinlikler ve üzüm bağları arasında yürüyerek masmavi denizin kıyısındaki tenha koyları keşfedebilir, ardından bir tavernada uzun bir öğle yemeğinin tadını çıkarabilirsiniz. İsterseniz geleneksel bir kafeneioya gidip kahvenizi içerken tavla oynayan yerlileri izleyebilirsiniz.
Nisiros, birkaç günlüğüne değil, mümkünse daha uzun süre kalıp yavaşlamak isteyenler için ideal.
Seyahat ipucu: Adanın küçük başkenti Mandraki, On İki Ada’nın en önemli merkezlerinden biri olan Kos’tan feribotla yaklaşık 50 dakikada ulaşılabilecek mesafede.
5. MİKONOS
Yıldızlı geceler ve eğlenceyi sevenler için

Mikonos, 1989 yapımı romantik komedi filmi Shirley Valentine sayesinde Kiklad Adaları’nın güzelliğini dünya çapında geniş kitlelere tanıtan adalardan biri oldu. Film, iş hayatından ve gri havalardan uzaklaşıp güneşli bir sahilde yeni bir hayat kurma hayalini milyonlarca kişiye taşıdı.
O zamandan beri Mikonos, Yunan adalarının parti ve eğlence merkezi olarak ün kazandı. Plajlarda gün boyunca eğlenen kalabalıklardan ünlülere ve sosyal medya fenomenlerine kadar çok farklı ziyaretçiyi kendine çekiyor.
Paradise ve Super Paradise gibi ünlü plaj kulüpleri gündüzleri eğlencenin merkezi olurken, gece olduğunda kayalıkların üzerinde yer alan Cavo Paradiso gibi büyük kulüpler sabaha kadar devam eden partilere ev sahipliği yapıyor.
Ancak Mikonos yalnızca partilerden ibaret değil. Kokteyller ve DJ performansları arasında zaman ayırıp adanın Orta Çağ’dan kalma başkenti Hora’nın bembeyaz sokaklarında yürüyebilirsiniz.
Agios Sostis gibi plajların yumuşacık kumlarında dinlenebilir, bisiklete binerek dar kırsal yollardan küçük köylere ulaşabilir ve 16. yüzyıldan kalma Tourliani Manastırı’nı ziyaret edebilirsiniz.
Seyahat ipucu: Eğlenceden biraz uzaklaşmak istiyorsanız adayı yüksek sezon dışında ziyaret edin. Böylece daha sakin bir atmosferin yanı sıra daha uygun konaklama fiyatlarından da yararlanabilirsiniz. Alternatif olarak Paros, Naksos ve Delos gibi daha sakin komşu adalara geçebilirsiniz.
6. RODOS
Tarih tutkunları için

On İki Ada grubunun en büyük adası olan Rodos, binlerce yıldır ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor ve bugün de bu özelliğini koruyor.
Ada, Yunanistan’ı özel kılan pek çok şeyi bir arada sunuyor: güçlü bir tarih, altın renkli kumsallar, ormanlarla kaplı vadiler, servi ağaçlarıyla çevrili tepeler ve su sporları için ideal, berrak denizler.
Tarih söz konusu olduğunda Rodos gerçekten etkileyici. Kültürel bir keşif yapmak isteyenlerin ilk durağı Rodos Şehri olmalı. Burada Bizans, Klasik, Osmanlı ve İtalyan dönemlerine uzanan katmanlı bir tarih sizi bekliyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Orta Çağ kenti, çift sıra surlarla çevrili. Arnavut kaldırımlı dolambaçlı sokaklarda yürürken kendinizi yüzyıllar öncesine gitmiş gibi hissedebilirsiniz.
Aziz Yuhanna Şövalyeleri’nin 14. ve 15. yüzyıllarda inşa ettiği görkemli yapılar ve Şövalyeler Mahallesi özellikle görülmeye değer. Büyük Üstatlar Sarayı ise kentin en etkileyici yapılarından biri.
Bir zamanlar Şövalyeler Hastanesi olarak kullanılan Arkeoloji Müzesi de antik mozaikleri ve mermer heykelleriyle önemli bir kültür durağı.
Adanın güneyine doğru ilerlediğinizde ise bembeyaz evleri ve dar sokaklarıyla Lindos sizi karşılıyor. Turkuaz renkli bir koyun çevresine yayılan köyün üzerinde, kayalık bir tepenin zirvesinde Lindos Akropolisi yükseliyor. Aziz Yuhanna Şövalyeleri tarafından güçlendirilen yapıdan denize uzanan manzara oldukça etkileyici.
Seyahat ipucu: Kalabalıklardan ve yolcu gemilerinden uzaklaşmak için temmuz ve ağustos aylarının dışındaki dönemleri tercih edin. Nisan ayından haziran başına kadar ve eylül ile ekim aylarında hem sıcaklıklar hem de ziyaretçi yoğunluğu daha makul seviyelerdedir.
7. SEMADİREK
Vahşi doğayla iç içe bir macera için
Kuzey Ege Denizi’nde yer alan Semadirek, yüksek ve sarp dağları, meşe, sedir ve çam ormanları, coşkulu dağ dereleri ve şelalelerle bezeli kanyonlarıyla doğayla iç içe bir kaçış sunuyor.
Adanın en yüksek noktası olan 1611 metre yüksekliğindeki Fengari Dağı, mitolojide Poseidon’un Truva Savaşı’nı izlediği yer olarak anlatılır.
Semadirek, hayatın temposunu yavaşlatmak ve doğayla bütünleşmek isteyenler için ideal. Zümrüt yeşili doğal havuzlarda serinleyebilir, keçilerin otladığı dağlık bölgelere doğru yürüyüş yapabilir veya Pachia Ammos gibi güzel koyların krem rengi kumsallarında dinlenebilirsiniz.
Turist kalabalıklarından uzakta kalan bu adada Homeros’un mitlerine ve geçmişin gizemlerine dokunabilirsiniz.
Adanın en önemli tarihî noktası, MÖ yaklaşık 1000 yıllarında Trakyalılar tarafından bereket tanrılarına tapınmak amacıyla inşa edilen Gizemler Tapınağı’dır. Burada gerçekleştirilen gizli ayinler ve ritüeller, zamanla Mısır kraliçesi Arsinou gibi önemli isimlerin de ilgisini çekmiştir.
Bir patika, bir zamanlar denize doğru bakan Semadirek Nike heykelinin bulunduğu anıta ulaşıyor. Bugün Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergilenen Kanatlı Zafer heykelinin asıl bulunduğu yer burasıdır.
Seyahat ipucu: Yaz aylarında Zante Ferries, ana karadaki Dedeağaç’tan Semadirek’e her gün feribot seferleri düzenliyor. Yolculuk yaklaşık iki saat sürüyor.
8. KEFALONYA
Doğal güzellikler ve romantik manzaralar için
Korfu haklı olarak oldukça popüler olsa da komşu Kefalonya’da da büyüleyici bir atmosfer var. İyon Adaları’nın en büyüğü ve belki de en güzeli olan Kefalonya, sinemadan çıkmış gibi görünen manzaralarıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
Altın renkli kumsalların turkuaz denizle buluştuğu koylar, uzak ve yüksek dağlar, servi ve meşe ağaçlarıyla iç içe geçmiş üzüm bağları ve zeytinlikler adanın doğal güzelliklerini oluşturuyor.
Bu etkileyici manzaralar, 2001 yapımı savaş filmi Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini için de doğal bir dekor görevi görmüş ve filmin ardından adanın güzelliği dünya çapında daha geniş kitleler tarafından tanınmıştı.
Kefalonya’da haftalarca yürüyüş yapabilir veya bisiklete binebilir ve yine de adanın tamamını keşfedemeyebilirsiniz.
Listenizin en üst sıralarında Myrtos Plajı bulunmalı. Bir yol, kayalıklarla çevrili bir koya ve neredeyse ışık saçıyormuş gibi görünen masmavi denize doğru kıvrılarak iniyor.
Tarih meraklıları ise güzel Venedik limanıyla Fiskardo’yu ve 16. yüzyıldan kalma, romantik harabeleriyle dikkat çeken Agios Georgios Kastro’yu ziyaret edebilir. Kaleden adanın ve karşıdaki Korfu’nun manzarası görülebiliyor.
Seyahat ipucu: Komşu İthaki Adası’na feribotla yalnızca 25 dakikada ulaşabilirsiniz. Homeros’un destanlarında Odysseus’un efsanevi vatanı olarak anlatılan İthaki, yürüyerek keşfetmek için harika bir ada. Eski katır yolları tepeleri aşarak liman köylerine, tarihî kalıntılara ve zaman zaman karşınıza çıkan güzel plajlara ulaşıyor.
9. KİTİRA
Sakin ve huzurlu bir kaçamak için
İyon ve Ege denizlerinin buluştuğu bölgede yer alan Kythira, Mora Yarımadası’nın hemen güneyinde bulunuyor. Ancak modern hayatın telaşından çok daha uzakta.
İyon Adaları’nın uzak köşelerinden biri olan bu ada, hayatın yavaş aktığı bir zaman kapsülünü andırıyor. Kayalıklarla çevrili koyları, şelaleleri ve Kiklad Adaları’nı andıran beyaz küp biçimli evleriyle oldukça etkileyici.
Adanın iç kesimlerinde trafiğin neredeyse hiç olmadığı yollar meyve bahçeleri, üzüm bağları ve zeytinliklerin arasından geçiyor.
İlk görüşte âşık olmak mı? Efsaneye göre aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in doğduğu adadan başka ne beklenebilir? Kıbrıslılar Afrodit’in kendi adalarında doğduğunu söylese de Kythira halkı onların yanıldığını düşünüyor.
Adanın ruhunu gerçekten hissedebilmek için birkaç günden daha uzun kalmak iyi bir fikir. Özellikle bir zamanlar güçlü bir Venedik kalesinin bulunduğu, fotojenik güzelliğiyle dikkat çeken Hora köyünü ziyaret edebilirsiniz.
Bir zamanlar adanın Bizans dönemindeki başkenti olan Orta Çağ’dan kalma Paleochora da görülmeye değer.
Seyahat ipucu: Yüksek sezonda Mora Yarımadası’ndaki Neapolis ile Kythira arasında Triton Ferries tarafından günde iki kez sefer düzenleniyor. Yolculuk yaklaşık 75 dakika sürüyor.
10. SANTORİNİ
Volkanik manzaraları sevenler için

Denizden Santorini’ye yaklaşırken, sular altında kalmış devasa volkanın kraterine doğru ilerlemek adanın romantik atmosferini daha ilk andan hissetmenizi sağlıyor.
Gökyüzü ve deniz masmavi, sarp kayalıklar siyah kumlu koyların üzerinde yükseliyor. Bu kayalıkların üzerinde ise bembeyaz evler ve kobalt mavisi kubbeli kiliseler sıralanıyor.
Burası, milyonlarca kartpostala konu olan Yunanistan.
Ancak Santorini’nin güzelliğini keşfeden tek kişi siz değilsiniz. Yaklaşık 15.500 kişilik nüfusa sahip olan ada, 2024 yılında 3,4 milyon ziyaretçiyi ağırladı ve aşırı turizmin en belirgin örneklerinden biri hâline geldi.
Yine de Santorini’ye gitmeye değer. Sadece seyahatinizi doğru zamanda planlamanız gerekiyor. Özellikle yaz aylarının en yoğun dönemlerinden kaçınmak önemli. Aksi hâlde ada, sosyal medya içerikleri üretmek için gelen ziyaretçiler ve günübirlik yolcu gemisi turistleriyle aşırı kalabalıklaşabiliyor.
Kalderanın dik yamaçları üzerine kurulan Oia ve Fira gibi kasabalar, volkanik manzaraya lüks bir dokunuş katıyor. Mağara evleri, sonsuzluk havuzlu butik oteller ve kayalıkların üzerinde yer alan tavernalar adanın romantik atmosferini tamamlıyor.
Denizden yeni çıkarılmış balıkları tadarken gün batımını izlemek ise Santorini deneyiminin en unutulmaz anlarından biri olabilir.
Daha farklı bir deneyim için hâlâ aktif olan volkana rehberli yürüyüş düzenleyebilir ve kül rengi volkanik manzaranın panoramik görüntüsünü izleyebilirsiniz.
Tarih meraklıları ise Minos uygarlığının Tunç Çağı’na ait Akrotiri Antik Kenti’ni ziyaret ederek gerçek hayattaki Atlantis efsanesini andıran bir dünyanın izlerini sürebilir.
Seyahat ipucu: Santorini’nin görünümünü seviyor ancak kalabalıklarından hoşlanmıyorsanız, yaklaşık 50 dakikalık feribot yolculuğuyla çok daha sakin Folegandros Adası’na geçebilirsiniz.
11. SAMOS
Tatlı şaraplar ve yemyeşil vadiler için
Doğu Ege Denizi’nin masmavi sularına uzanan ve Türkiye’ye yalnızca kısa bir deniz yolculuğu mesafesinde bulunan Samos, ilk bakışta insanı kendine hayran bırakıyor.
Altın renkli kumsallardan oluşan bir kolye gibi uzanan kıyı şeridinin arkasında vahşi ve dağlık bir iç kesim bulunuyor.
Üzüm bağları, taş duvarlarla oluşturulmuş teraslarda yetişiyor. Yoğun ormanlarla kaplı vadiler, adanın 1434 metre yüksekliğindeki en yüksek noktası Kerkis Dağı’na doğru yükseliyor.
Samos’ta üzüm yetiştiriciliğinin geçmişi MÖ 1200’lere kadar uzanıyor. Günümüzde adanın misket üzümü, güneş kadar altın renkli ve bal kadar tatlı şaraplarıyla şarap severlerin ilgisini çekiyor.
Tanrıça Hera’nın efsanevi doğum yeri olduğuna inanılan Samos, aynı zamanda antik Heraion kutsal alanının kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu bölge, adanın tarihî önemini gözler önüne seriyor.
Diğer önemli antik yapılar arasında dağın içine oyulmuş, MÖ 6. yüzyıla ait Evpalinos Tüneli ve Pythagorio Arkeoloji Müzesi bulunuyor.
Seyahat ipucu: Samos özellikle ilkbaharda büyüleyici. Bu dönemde yabani otları toplayabilir, bülbüllerin sesini dinleyebilir ve kır çiçekleriyle kaplı çayırlardan geçen patikalarda yürüyerek adanın iç kesimlerindeki bembeyaz köylere ulaşabilirsiniz.
12. KEA
Atina’ya yakın bir ada kaçamağı için
Vahşi, sakin ve etkileyici güzelliğe sahip Kea’ya ulaştığınızda Atina’nın yalnızca bir saatlik feribot yolculuğu mesafesinde olduğuna inanmak zor.
Ada, yaz aylarında başkentin bunaltıcı sıcaklarından kaçmak isteyen Atinalılar tarafından uzun süredir biliniyor olsa da diğer ziyaretçiler Kea’nın güzelliğini yeni yeni keşfetmeye başladı.
Kıyılarda çam ağaçlarıyla kaplı kayalıklar altın renkli kumsallara ve cam gibi berrak sulara doğru uzanıyor. Bu sularda batıklara dalış yapabilirsiniz.
Adanın iç kesimlerindeki tepelerin üzerine kurulmuş, zamanın etkisini koruyan köyler ise Yunanistan’daki geleneksel yaşamın otantik bir örneğini sunuyor.
Taş döşeli patikalar üzüm bağlarının, zeytinliklerin ve antik meşe ormanlarının arasından kıvrılarak ilerliyor. Kısacası Kea, huzur arayanlar için oldukça güzel bir seçenek.
Tarihe meraklıysanız Ioulida’daki Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Müzede çok sayıda ilginç arkeolojik eser sergileniyor.
Yalnızca tekneyle veya yürüyerek ulaşılabilen antik Karthaia kenti ve akropolündeki tapınaklar da oldukça etkileyici.
Bir diğer önemli eser ise MÖ 9. ve 6. yüzyıllar arasında şist taşına oyulmuş, yaklaşık 8 metre uzunluğundaki Kea Aslanı.
Adanın kuzeyinde kıyı yolu, dramatik bir şekilde kayalıkların üzerinde yer alan 18. yüzyıldan kalma Kastrianis Manastırı’na doğru yükseliyor. Burada Meryem Ana’ya atfedilen mucizeler nedeniyle manastır önemli bir ziyaret noktası hâline gelmiş.
Manastırdan Ege Denizi ve komşu Andros Adası’na uzanan manzara ise görülmeye değer.
Yunan adalarını ziyaret etmeden önce sağlık güvencenizi ihmal etmeyin; vize süreciniz için seyahat sağlık sigortası nasıl alınır yazımıza göz atabilirsiniz. Uçuşunuzu planlarken de dünyanın en iyi havayolu şirketleri listemiz size yardımcı olabilir.