Arnavutluk’a gidince sadece Tiran’ı gezmek biraz eksik kalıyor.
Şehir tek başına birkaç günlük bir kaçamak için yeterli. Skanderbeg Meydanı, eski Osmanlı izleri, Blloku’nun kafeleri ve komünist dönemden kalan müzeler derken iki gün rahatlıkla doluyor.
Ama Tiran’ın başka bir avantajı daha var.
Adriyatik kıyısı çok uzakta değil.
Bu yüzden birkaç günlük seyahatte sabah şehir merkezinde kahve içip öğleden sonra deniz kenarında olmak mümkün. Özellikle yaz sonu ve eylül döneminde böyle bir rota, sadece şehir gezisinden daha keyifli olabilir.
Üç gününüz varsa bütün Arnavutluk’u görmeye çalışmayın.
Tiran’ı tanıyın, bir günü de Durrës’e ayırın.
Bence bu kadar bile yeterli.
Tiran için 3 gün yeterli mi?
Tiran’ın merkezini görmek için iki gün yeterli.
Şehrin önemli noktalarının büyük bölümü birbirine oldukça yakın. Skanderbeg Meydanı, Et’hem Bey Camii, Saat Kulesi, Bunk’Art 2, Yeni Pazar ve Blloku aynı seyahatin içine rahatlıkla girebilir.
Üçüncü günü Durrës’e ayırdığınızda ise tatilin havası değişiyor.
Bir gün şehir.
Bir gün tarih ve mahalleler.
Bir gün deniz.
Daha uzun bir tatiliniz varsa Dajti Dağı, Bunk’Art 1 veya Arnavutluk’un başka şehirlerini de ekleyebilirsiniz. Tiran Belediyesi’nin resmi iki günlük programında da Dajti Dağı ile Bunk’Art 1 aynı güne bağlanıyor.

Tiran’da nerede kalmalı?
İlk kez gidiyorsanız şehir merkezinden çok uzaklaşmayın.
Skanderbeg Meydanı çevresi en pratik bölgelerden biri. Buradan tarihi merkeze yürüyebilir, restoranlara kolayca ulaşabilir ve akşam Blloku’ya geçebilirsiniz.
Blloku ise biraz daha farklı.
Eskiden komünist rejimin üst düzey yöneticilerinin yaşadığı kapalı bir bölgeyken bugün Tiran’ın en hareketli restoran, kafe ve bar bölgelerinden biri. Bu nedenle akşamları dışarı çıkmayı planlıyorsanız Blloku çevresinde kalmak hoşunuza gidebilir.
Ben kısa bir seyahatte manzaralı veya çok lüks bir otelden önce konuma bakardım.
Çünkü Tiran’da asıl zamanınızı odada değil, dışarıda geçireceksiniz.
Birinci gün: Tiran’ı yürüyerek keşfedin
İlk gün için araba kiralamaya gerek yok.
Kahvaltıdan sonra doğrudan Skanderbeg Meydanı’na gidin.
Skanderbeg Meydanı
Tiran’ın kalbi burası.
Meydanın çevresinde Et’hem Bey Camii, Saat Kulesi, Ulusal Tarih Müzesi ve farklı dönemlere ait binalar bulunuyor.
İlk bakışta meydan biraz büyük ve modern görünebilir. Fakat birkaç dakika yürüyünce şehrin farklı dönemlerini aynı bölgede görmeye başlıyorsunuz.
Et’hem Bey Camii özellikle önemli.
Osmanlı döneminden kalan yapı, Tiran’ın tarihi merkezinin en dikkat çekici noktalarından biri. Yakınındaki Saat Kulesi ile birlikte kısa bir şehir yürüyüşünün doğal başlangıç noktası oluyor.

Yeni Pazar
Meydandan sonra Pazari i Ri’ye, yani Yeni Pazar tarafına yürüyebilirsiniz.
Burası şehrin daha günlük yüzünü görmek açısından güzel bir durak.
Sebze, meyve, yerel ürünler ve çevredeki restoranlar bölgeye hareket katıyor. Öğle saatine doğru burada yemek molası vermek de mantıklı.
Tiran’da her öğün için özel bir restoran aramanıza gerek yok.
Bazen pazar çevresindeki küçük bir lokanta, şehrin gerçek havasını daha iyi hissettirebilir.
Bunk’Art 2
Öğleden sonra Bunk’Art 2’ye geçebilirsiniz.
Burası komünist dönem Arnavutluk’unu anlamak için önemli müzelerden biri.
Şehir merkezinin altında bulunan eski sığınak, rejim dönemindeki güvenlik ve siyasi baskı tarihini anlatan sergilere ev sahipliği yapıyor.
Bunk’Art 1 ile karıştırmamak gerekiyor.
Bunk’Art 1, Dajti tarafında daha büyük bir yeraltı kompleksi içinde bulunuyor. Bunk’Art 2 ise şehir merkezinde ve kısa Tiran rotasına çok daha kolay eklenebiliyor.

Blloku’da akşam
Akşam olduğunda yönünüzü Blloku’ya çevirin.
Burada amaç özellikle bir turistik nokta görmek değil.
Bir restoran seçin.
Bir kafeye oturun.
Biraz yürüyün.
Tiran’ın gündelik hayatını izleyin.
Şehirde akşam saatlerinde hayatın hareketlenmesi, Tiran’ı bazı Balkan başkentlerinden ayıran özelliklerden biri. Güncel rehberlerde de Blloku, özellikle restoran, kafe ve gece hayatı açısından şehrin öne çıkan bölgelerinden biri olarak gösteriliyor.
İlk gün için fazlasına gerek yok.
İkinci gün: Dajti Dağı mı, Bunk’Art 1 mi?
İkinci gün biraz seçim yapmak gerekiyor.
Çünkü Dajti Dağı ve Bunk’Art 1 aynı bölgede bulunuyor ve bu ikisini tek güne bağlamak mümkün.
Tiran Belediyesi de kendi iki günlük şehir programında bu iki durağın birlikte ziyaret edilebileceğini belirtiyor.

Dajti Ekspres ile yukarı çıkın
Dajti Dağı’na ulaşmanın en kolay yollarından biri teleferik.
Merkezden Porcelan bölgesine ulaştıktan sonra teleferikle yukarı çıkabilirsiniz. Resmi Tiran şehir rehberinde de merkezden 11 numaralı otobüsle teleferik bölgesine ulaşılabileceği belirtiliyor.
Burada asıl güzel olan Tiran’ı yukarıdan görmek.
Şehir merkezindeki hareketlilikten çıkıp kısa sürede doğaya geçiyorsunuz.
Hava açıksa manzara için oldukça güzel bir bölüm.
Üstelik trekking yapmak zorunda değilsiniz.
Biraz yürümek, manzaraya bakmak ve yemek yemek bile yeterli.
Bunk’Art 1
Dajti’den sonra Bunk’Art 1’e geçebilirsiniz.
Müze, Enver Hoca döneminde inşa edilen dev yeraltı sığınağının içinde bulunuyor. Beş katlı yapı 106 odaya sahip ve bugün tarih ile sanat sergilerinin bulunduğu bir müze olarak kullanılıyor.
Burası özellikle Arnavutluk’un yakın tarihini anlamak isteyenler için önemli.
Tiran’ın renkli kafeleri ve yeni binaları arasında dolaştıktan sonra böyle bir müzeye girmek, şehrin başka bir yüzünü gösteriyor.
İlk başta ağır gelebilir.
Ama Arnavutluk’un yakın tarihini anlamadan şehirdeki bazı dönüşümleri anlamak da kolay değil.
Akşamı yine merkezde bırakın
İkinci günün akşamında tekrar şehir merkezine dönün.
İlk gün Blloku’da kaldıysanız bu kez Başçarşı çevresinde veya Yeni Pazar’da farklı bir restoran deneyebilirsiniz.
Yemek konusunda özellikle deniz ürünleri, et yemekleri ve Balkan mutfağının diğer örneklerine bakabilirsiniz.
Tiran’da kahve de başlı başına bir konu.
Şehirde insanların uzun süre kafelerde oturması oldukça normal. Bu nedenle kahvenizi alıp 15 dakikada kalkmak yerine biraz oturmayı deneyin.
Bazen şehri anlamanın en iyi yolu bu oluyor.
Üçüncü gün: Durrës’e gidin
Üçüncü gün şehirden çıkın.
Durrës, Tiran’dan Adriyatik kıyısına ulaşmak isteyenler için en pratik seçeneklerden biri.
Buradaki fikir çok basit.
Sabah Tiran’dan ayrılın.
Deniz kenarında birkaç saat geçirin.
Bir şeyler yiyin.
Akşam Tiran’a dönün.
Durrës neden tercih edilebilir?
Durrës sadece bir plaj şehri değil.
Antik Roma döneminden kalan yapıları, sahil şeridi ve şehir merkezindeki günlük yaşamı bir arada görebiliyorsunuz.
Özellikle yaz sonu için güzel bir kombinasyon.
Sabah tarihi merkezi gezip öğleden sonra sahile geçmek mümkün.
Böylece bütün günü yalnızca plajda geçirmek zorunda kalmıyorsunuz.
Durrës’te ne yapılır?
İlk olarak sahil boyunca yürüyün.
Daha sonra şehir merkezindeki tarihi bölgeye geçin.
Roma döneminden kalan amfitiyatro en önemli duraklardan biri.
Sonrasında bir restoran seçip deniz ürünleri veya yerel mutfaktan bir şeyler deneyebilirsiniz.
Ardından günü sahilde tamamlayabilirsiniz.
Tatilinizin son gününde daha uzun bir rota yerine böyle rahat bir program yapmak daha mantıklı.
Durrës’e günübirlik gitmek yeterli mi?
Bence çoğu kısa seyahat için yeterli.
Durrës’te konaklamak daha fazla deniz zamanı isteyenler için mantıklı olabilir.
Ancak yalnızca üç gününüz varsa otel değiştirmeyin.
Tiran’daki otelinizde kalın.
Sabah Durrës’e gidin.
Akşam Tiran’a dönün.
Böylece bavul toplama, check in ve check out gibi işlemlerle uğraşmazsınız.
Üç günlük seyahatlerde bu küçük ayrıntılar düşündüğünüzden daha fazla zaman kazandırıyor.
Tiran mı Durrës mi?
Bu aslında seyahatinizin nasıl geçmesini istediğinize bağlı.
Şehir, kafe, restoran, müze ve gece hayatı istiyorsanız Tiran.
Deniz, sahil ve daha yavaş bir gün istiyorsanız Durrës.
İkisini bir arada yapmak istiyorsanız Tiran’da konaklayıp Durrës’e günübirlik gitmek en pratik seçenek.
Bu nedenle Tiran’ı sadece Arnavutluk’un başkenti olarak düşünmeyin.
Şehrin konumu, kısa tatil açısından asıl avantajı.
Üç gün içinde hem başkent hem Adriyatik kıyısı.
Arnavutluk’ta deniz için sadece Durrës’e mi gidilmeli?
Hayır.
Arnavutluk’un güney kıyılarında çok daha etkileyici plajlar bulunuyor.
Ksamil, Sarandë ve Himarë gibi bölgeler deniz tatili açısından Durrës’ten çok daha güçlü olabilir.
Fakat burada seyahatin süresi değişiyor.
Üç günlük bir tatilde Tiran ile güney Arnavutluk’u birleştirmek yorucu olabilir.
Bir hafta ayırabiliyorsanız durum farklı.
O zaman Tiran’dan başlayıp güneye doğru ilerleyen bir rota oluşturabilirsiniz.
Kısa seyahatte ise Durrës daha mantıklı.
Tiran’da ne yenir?
Arnavutluk mutfağı tahmin edilenden daha çeşitli.
Tiran’da özellikle byrek denemenizi öneririm.
Börek kültürü Balkanlar’da zaten güçlü. Arnavutluk’ta da farklı iç harçlarla hazırlanan çeşitleri bulabilirsiniz.
Tavë kosi de denenmesi gereken yemeklerden biri.
Yoğurt ve kuzu etiyle hazırlanan geleneksel bir yemek.
Et seviyorsanız qofte gibi köfte çeşitlerine de bakabilirsiniz.
Bir de İtalyan mutfağının etkisini unutmayın.
Arnavutluk’un İtalya’ya yakınlığı restoran kültüründe de kendisini gösteriyor.
Dolayısıyla üç günlük seyahatte yalnızca geleneksel yemeklere bağlı kalmak zorunda değilsiniz.
Tiran pahalı mı?
Tiran’ın Avrupa’nın bazı büyük başkentlerine kıyasla daha ulaşılabilir olması, kısa tatil için tercih edilmesinin nedenlerinden biri.
Ancak artık “Arnavutluk çok ucuz” düşüncesiyle seyahat etmek doğru değil.
Özellikle merkezdeki popüler restoranlar, iyi konumlu oteller ve turistik aktivitelerde fiyatlar yükselmiş durumda.
Bu yüzden bütçeyi seyahatten önce günlük olarak kabaca hesaplamak daha iyi.
Konaklama, şehir içi ulaşım, Durrës ulaşımı, müze ve teleferik gibi kalemleri ayrı düşünün.
Türk vatandaşları Tiran’a vizesiz gidebilir mi?
Evet.
T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın güncel bilgilerine göre Türk vatandaşları Arnavutluk’a turistik amaçlı seyahatlerde 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla vizesiz seyahat edebiliyor. Bu uygulama umuma mahsus pasaport sahiplerini de kapsıyor.
Ancak vizesiz giriş, sınırda hiçbir soru sorulmayacağı anlamına gelmiyor.
Tiran Büyükelçiliği, Arnavutluk makamlarının sınır kontrollerini sıkılaştırdığını ve bazı Türk vatandaşlarının girişte sorun yaşadığına dair şikayetler bulunduğunu belirtiyor. Bu nedenle otel rezervasyonu, dönüş bileti ve seyahat planı gibi belgeleri erişilebilir tutmak mantıklı.
Üç günlük Tiran rotası özetle nasıl olmalı?
1. Gün
Skanderbeg Meydanı
Et’hem Bey Camii
Saat Kulesi
Yeni Pazar
Bunk’Art 2
Blloku
Akşam yemeği
2. Gün
Dajti Ekspres
Dajti Dağı
Bunk’Art 1
Şehir merkezinde kahve
Akşam yemeği
3. Gün
Durrës
Sahil
Roma Amfitiyatrosu
Öğle yemeği
Adriyatik kıyısında birkaç saat
Akşam Tiran’a dönüş
Bu rotanın güzel tarafı, günlerin birbirinin aynısı olmaması.
İlk gün şehir.
İkinci gün doğa ve tarih.
Üçüncü gün deniz.
Üç gün için daha fazlasına gerçekten gerek yok.
Son bir öneri: Tiran’ı fazla planlamayın
Tiran için detaylı bir gezi programı hazırlamak mümkün.
Ama bence şart değil.
Bir sabah müze kapalı olabilir.
Hava değişebilir.
Dajti’ye çıkmak istemeyebilirsiniz.
Durrës’te deniz çok güzel olabilir ve Tiran’a dönmek istemeyebilirsiniz.
Bu yüzden özellikle kısa Balkan gezilerinde programın yüzde 20’sini boş bırakmak iyi fikir.
Tiran’da bunun karşılığını alırsınız.
Bir kahve için.
Bir ara sokağa girin.
Bir restoranın menüsünü inceleyin.
Sonra yürümeye devam edin.
Şehir zaten çok büyük değil.
Sonuç
Tiran, üç günlük bir Avrupa kaçamağında beklenenden fazla seçenek sunuyor.
İlk gün şehir merkezini ve Blloku’yu keşfedebilirsiniz. İkinci gün Dajti Dağı ve Bunk’Art 1 ile Tiran’ın doğa ve yakın tarih tarafını görebilirsiniz. Üçüncü gün ise Durrës’e giderek Adriyatik kıyısında birkaç saat geçirebilirsiniz.
Böylece sadece bir başkent gezmiş olmuyorsunuz.
Aynı seyahatte Balkan tarihi, komünist dönem mirası, dağ manzarası ve deniz tatili bir araya geliyor.
Üstelik Türk vatandaşları için vize gerekmemesi, kısa süreli seyahati daha kolay planlamanızı sağlıyor.
Tiran’ı fazla büyütmeye de gerek yok.
Şehrin güzelliği biraz da rahatlığında.
Sabah meydanda kahve.
Öğlen börek.
Akşam Blloku’da yemek.
Ertesi gün dağ.
Sonraki gün deniz.
Üç günlük tatil için oldukça iyi bir kombinasyon.
Gezen Genç’te daha fazlasını keşfet
Seyahat, mekan ve teknoloji üzerine yeni rehberlere göz atın.

0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. Bu yazıyla ilgili deneyimini paylaşan ilk kişi sen ol.